

Sitemizde bugün tarih dünyasını sarsan muazzam bir eseri inceliyoruz. Öncelikle İlber Ortaylı’nın büyük bir ustalıkla yazdığı bu kitabı ele alıyoruz. Örneğin yazarın geçmişimizi aydınlatan başyapıtı Türklerin Tarihi kitabıdır. Üstelik yazar bu eseri köklü bir geçmişin izlerini göstermek amacıyla kaleme alıyor. Çünkü göçebe kültürden imparatorluğa uzanan o büyük serüveni anlatmak istiyor. Ayrıca tarihe kulaktan dolma bilgilerle bakmayı doğrudan cesurca eleştiriyor. Bununla birlikte coğrafyanın kaderi nasıl şekillendirdiğini çok net bir şekilde çiziyor. Nitekim türklerin tarihi incelemesi okurlara derin bir perspektif sunuyor. Kısacası bu kitap sadece kronolojik bir savaş listesi barındırmıyor. Sonuçta yazar kitlelerin nasıl bir devlet bilinci oluşturduğunu kusursuzca sorguluyor. Bu yüzden herkesin mutlaka okuyacağı bir eserdir. Gerçekten de arşiv belgelerinin ve doğru kaynakların ne kadar etkili olduğunu harika gösteriyor. Üstelik okuyucuyu ilk sayfadan itibaren derin bir zaman yolculuğuna çekiyor. Böylece eserin gücü hemen kolayca ortaya çıkıyor.
Türklerin Tarihi İncelemesi ve Göçebe Kültür
Yazar kitabın ilk bölümlerinde Orta Asya bozkırlarındaki yaşam mücadelesini detaylıca inceliyor. Türklerin göçebe yapısı onların askeri ve idari yeteneklerini çok büyük bir hızla geliştiriyor. Bu yüzden zorlu iklim şartları her bireyi doğal birer asker halini almaya mecburen zorluyor. Mesela yerleşik kültürlerin aksine göçebeler dinamik ve esnek bir devlet yapısı kurmayı hemen başarıyor. Bunun dışında yazar atın ve demirin kullanımının dünya tarihini nasıl değiştirdiğini net anlatıyor. Özellikle bu askeri üstünlük yeni coğrafyalara kapı açmayı doğrudan kolaylaştırıyor. Bu sayede yazar geçmişin o şanlı sayfalarını okura harika hissettiriyor. Şüphesiz bu durum tarih bilinci arayan herkesi mükemmel şekilde etkiliyor. Dolayısıyla bozkır kültürünün derin felsefesini kalbinizde hissediyorsunuz. Aksine bilgisiz yazarlar bu kültürü sadece barbarlık olarak göstermeye çalışıyor. Gerçekten de yazar gerçeklerin gücünü harika kanıtlıyor.

Coğrafyanın Şekillendirdiği İmparatorluklar
Türkler yüzyıllar içinde batıya doğru ilerleyerek dünya siyasetinin merkezine tamamen yerleşiyor. Anadolu, Akdeniz ve Balkanlar bu büyük göç dalgasıyla birlikte yepyeni bir çehre kazanıyor. Bazen coğrafya değişimi devletlerin kültürünü ve vizyonunu da tamamen baştan aşağı değiştiriyor. Bu doğrultuda yazar Selçuklu ve Osmanlı imparatorluklarının idari dehasını net açıklıyor. Esasen yazar bu fikir üzerinden çok kültürlü ve hoşgörülü devlet modelini sunuyor. Bunun için farklı milletlerin bir arada barış içinde yaşamasının formülünü çarpıcı biçimde anlatıyor. Gerçekten de başlangıçta bu durum okura çok büyük bir vizyon veriyor. Aynı zamanda yazar Roma mirasını doğru okumayı harika bir şekilde başarıyor. Böylelikle okurlar Osmanlı’nın sadece bir doğu devleti olmadığını net görüyor. Nihayetinde bu tarihi gerçekler bizi büyük bir kültürel mirasa itiyor. Sitemizdeki Bir Ömür Nasıl Yaşanır incelemesi de hayata doğru pencerelerden bakmak için faydalıdır.
İlber Ortaylı ve Doğru Tarih Bilinci
İnsanlar kulaktan dolma efsanelerle kendi tarihlerini ne yazık ki yanlış öğreniyor. Çünkü arşiv belgelerini okumamak ve dünya tarihini takip etmemek kitleleri tamamen büyük bir yanılgıya düşürüyor. Özellikle bu noktadan sonra yazar doğru kaynak analizinin önemini kusursuz açıklıyor. Böylece okur, hamasi nutukları bırakarak bilimsel tarihçiliğin yollarını aramaya başlıyor. Ayrıca dil bilmenin ve farklı kültürleri yerinde incelemenin gücünü çok çarpıcı bir şekilde görüyoruz. Belki de bu kitap Türk tarihinin en zekice araştırma kurallarını barındırıyor. Hatta yazar bu disiplini okura çok sarsıcı bir dille aktarıyor. Daha geniş bir perspektif için kendi okuma alışkanlıklarınızı inceleyebilirsiniz. Özetle tarih bilmek bir bireye her zaman büyük bir entelektüel güç katıyor. Zira geçmişi doğru anlayanların geleceği de kurtaracağını çok net görüyor. Birlikte bu kültürel gelişimin her aşamasına yakından tanık oluyoruz. Daha fazla bilgi için İlber Ortaylı Vikipedi platformunu ziyaret edebilirsiniz.


